1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
GöçAmerika Birleşik Devletleri

ABD Afganları neden başka ülkelere gönderiyor?

31 Ağustos 2021

ABD'nin Afganistan’dan tahliye ettiği on binlerce Afgan yerel personel gönderildikleri ülkelerde vize sürecinin sonuçlanmasını bekliyor. Bu kişilerin günün birinde ABD'ye gidip gidemeyeceği ise tam bir muamma.

Deutschland I Ramstein I USA Evakuierung von Zivilisten aus Kabul
Fotoğraf: Matthias Schrader/AP/picture alliance

ABD ve müttefikleri Taliban'ın Kabil'de yönetimi ele geçirdiği 14 Ağustos’tan bu yana 123 binden fazla kişiyi ülkeden tahliye etti. Aralarında 6 bin ABD vatandaşının bulunduğu 79 binden fazla kişi ise ABD tarafından tahliye edildi ve Ortadoğu ile Avrupa’daki askeri üslere dağıtıldı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından verilen bilgilere göre, tahliye edilenlerin çoğu Afganistan vatandaşı. "Yerel personel" olarak adlandırılan bu kişiler ordu, diplomatik birimler ve farklı ABD kurumları için görev yapan Afganlardan oluşuyor.

Sadece Almanya'daki Ramstein askeri üssüne Pazartesi günü itibariyle 23 binden fazla kişi getirildi. Ancak Almanya bir transit geçiş noktası konumunda. Bu kişilerin 15 bine yakını farklı ülkelere gönderilmeyi bekliyor. Ramstein Üssü'nden verilen bilgiye göre, tahliye edilenlerden sadece 8 bini ABD'ye gönderildi. ABD yönetimi, tahliye operasyonunun başlamasından bu yana ABD'ye ulaşan Afganların sayısı ve bu kişilerin göçmenlik statüsü konusunda açıklama yapmayı reddediyor.

ABD yönetiminin hedefi, mümkün olduğunca çok sayıda Afgan yerel personelini vize başvuruları ve vize onayları tamamlanana kadar dünya genelinde dağıtabilmek. Geçen hafta ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, halihazırda 12 ülkenin Afgan yerel personelini kabul etmeye hazır olduklarını açıkladı. Bu ülkeler, Arnavutluk, Kanada, Kosta Rika, Şili, Kosova, Kuzey Makedonya, Meksika, Polonya, Katar, Ruanda, Ukrayna, Uganda ve Kolombiya.

Uganda’ya ilk Afgan aileler ulaşmış durumda. Uganda, 2 bin Afgan'ı ülkeye kabul edecek. Kolombiya da ABD’deki vize süreçleri tamamlanıncaya kadar 4 bin Afgan’ı kabul edecek. ABD Başkanı Joe Biden, Afganların öncelikle bu ülkelerde tıbbi kontrollerinin yapılacağını ve vize başvuru haklarının inceleneceğini belirtti.

Afgan yerel personeli için özel vize

2009 yılından bu yana Afgan yerel personeli için özel bir vize programı uygulanıyor. Bu programın kalıcı oturum iznini kolaylaştırması hedefleniyor. 2009'dan bu yana yaklaşık 76 bin Afgan bu vizeyi almış durumda. Haziran sonunda ABD yönetimi vize şartlarını esneterek, henüz kısa süre önce ABD organizasyonlarına bağlı çalışmaya başlayan kişileri de kapsayacak hale getirdi.

Ancak ABD yönetimi insan hakları savunucuları, gazeteciler ve özellikle tehdit altındaki kişilerin de daha kolay bir sığınma başvurusu süreci yapabilmesine yönelik uluslararası taleplere karşılık vermedi.

Uluslararası Kurtarma Komitesi’nden (IRC) J.C. Hendrickson, Foreign Policy dergisine yaptığı açıklamada, aslında 100 bin Afgan’ın daha ABD’de vizeye başvurabilme hakkı olduğunu açıkladı.

Fotoğraf: ABUBAKER LUBOWA/REUTERS

Bürokratik engeller

Düşünce kuruluşu Cato Enstitüsü göç uzmanlarından Alex Novrasteh de benzer bir konuya dikkat çekti ve son 20 yılda ABD’nin Afgan yerel personeline sağladığı özel vizeye aslında çok daha fazla kişinin başvurma hakkı olduğunu belirtti. Ağustos ayı ortasında yaptığı açıklamada ancak çok küçük bir kısmın başvuru yapabildiğine dikkat çeken Novrasteh, "Belli bir süre Amerikan ordusu için çalıştığını belgeleyebilmek o kadar zor ve pahalı ki. Ve Amerikan ordusu korkunç bir şekilde hiç iyi kayıt tutmadı." şeklinde konuştu. Birçok vakada maaş bordroları ya da iş sözleşmelerinin belgelenmediğini ya da geçen sürede yok edildiğini aktaran Alex Novrasteh, kimseye bunun bilinçli yapıldığı suçlamasını yöneltmediğini ancak başka bir açıklama bulmakta zorlandığını ifade etti: "Yetkililerin süreci işletme şekline bakılacak olursa, her şey bu insanları istemediklerini gösteriyor."

Biden "çekiniyor" mu?

Şimdi birçok kişi özellikle de göç konusunda açık kapı politikasından yana olan Joe Biden’ın neden Afganlara yolu açmadığı sorusunu soruyor. CNN için çalışan gazeteci Maeve Reston analizinde Biden yönetimi için göç politikalarının şimdiye kadar tartışmalı bir konu olduğuna dikkat çekti. Biden’ın rakibi Donald Trump 2024 Başkanlık seçimleri için yine seçim kampanyası yürütürken, Biden’a çok sayıda Afgan sığınmacıyı kabul ederek, ABD’nin çıkarlarına hizmet etmediği suçlamasını yöneltebilir.

DW’nin sorusunu yanıtlayan Cato Enstitüsü analistlerinden Novrasteh de Biden yönetiminin ülkedeki göç düşmanı seslerin yükselebileceğinden korktuğu görüşünde. Biden’ın 2015 ile 2016 arasında Avrupa’ya yönelik mülteci akınıyla paralellik gördüğünü savunan analist, ancak bunun "gülünç" olduğunu belirtti.

"Afganları geri çevirmenin gerekçesi yok"

Analist Novrasteh'e göre, ABD'nin Afgan sığınmacıları üçüncü ülkelere dağıtmasının sebepleri bulunuyor. Öncelikle Biden, sığınmacıların uluslararası alanda dağıtıldığı izlenimini uyandırmak istiyor. "Kabul edilmeyen başvuru sahiplerini ABD’de olmadıkları sürece Afganistan’a geri göndermek daha kolay. ABD’de belirli hakları var. Uganda’da ise çok fazla yok." Afganlar için vize başvuru sürecinin kolaylaştırılması çağrısı yapan Novrasteh, "Afgan sığınmacıları geri çevirmenin geçerli bir gerekçesi yok” dedi.

Cumhuriyetçi vekil Adam Kinzinger de benzer görüşte. CNN’e verdiği röportajda sığınmacıların ABD’de her zaman aşırı bir girişimci ruhu sergilediklerini belirten Kinzinger, "Hepimiz başarı için çok çalışıp mücadele ettiklerini biliyoruz" dedi. Yine Wall Street Journal gazetesindeki yorumunda gazeteci Arthur Herman da "Afgan sığınmacılara yardım edin ve onlar da ABD’ye yardım edecek" dedi.

Kinzinger, ABD’de yeni bir yaşam kuracak Afganlı ailelere destek sağlayacak bir fon kurdu. Biden konusunda bürokratik engellerin ona miras kalan bir sorun olduğu görüşünde. Kinzinger’e göre, Afgan yerel personele özel vize sürecindeki gecikmeler eski Başkan Barack Obama döneminde başlasa da, başkan Donald Trump döneminde daha da ağırlaştı. Şimdi bu sorunları gidermenin Biden’a kaldığına dikkat çekti.

 Jan D. Walter

© Deutsche Welle Türkçe

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik