1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

DEVA ve Gelecek'ten "parlamenter sistem" vurgusu

8 Şubat 2021

DEVA ve Gelecek Partisi liderleri Babacan ve Davutoğlu, Türkiye'de sistemin tıkandığını belirterek güçlendirilmiş parlamenter sistem için işbirliğinin artırılacağını açıkladı.

Gelecek ve DEVA partilerinin liderleri Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan
Gelecek ve DEVA partilerinin liderleri Ahmet Davutoğlu ve Ali BabacanFotoğraf: Anka

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nu partisinin genel merkezinde ziyaret etti.

Eski AKP'li iki politikacı, görüşme sonrasında yaptıkları ortak açıklamada, Türkiye'de sistemin tıkandığını belirterek güçlendirilmiş parlamenter sistemin gerekliliğine vurgu yaptı.

Davutoğlu, görüşmede ana gündem maddesinin güçlendirilmiş parlamenter sistem olduğunu belirterek bundan sonraki dönemde sadece bu konuda değil diğer alanlarda da Gelecek ve DEVA Partisi'nin daha sık görüşmesi ve ortak önerilerle kamuoyunun gündeme gelmesi konusunda mutabık kaldıklarını ve ikili bazda temasların artacağını söyledi. 

"İktidar değişmeden zihniyet değişmeyecek"

Babacan da "Türkiye'nin gidişatına baktığınız zaman hızla 1990'lara dönüş var, hele ekonomi yönetimine baktığınız zaman 70'lere dönüş var" diyerek 2018'de partili Cumhurbaşkanlığı sistemi başladıktan sonra her alanda problemlerin hızla büyüdüğünü kaydetti. Anayasanın bağlayıcı bir metin olarak kabul edilemediği ülkede hukukun üstünlüğünden bahsetmenin mümkün olmadığına işaret eden Babacan, "Ülkede artık hukukun üstünlüğü kavramı neredeyse kalmadı. Türkiye Cumhuriyeti, hukuk devleti niteliğini kaybediyor" uyarısı yaptı.   

Babacan, "Türkiye'de yönetim sistemi sorunu, ve yönetenlerin zihniyeti sorunu var. Sistem değişikliği ve zihniyet değişikliği şart. Bu zihniyet de topyekun iktidar değişikliği olmadan mümkün olmayacak" dedi. 

"Anayasa değişikliği, gündem değiştirme çabası"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasa değişikliği çıkışına da değinen iki lider, bu tartışmaları gündem değiştirme çabası olarak nitelendirdi. Davutoğlu yeni anayasa çıkışını samimi bulmadıklarını belirterek "Ülke gündeminin yasaklarla boğulduğu dönemde suni bir ümit uyandırmak isteniyor" dedi. 

Babacan da Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili hükümetin eleştirilerine ve alt mahkemelerin AYM kararlarını uygulamaya direnmesine atıfla, "Mevcut anayasaya uymuyorsun, anayasayı değiştirmekle niye uğraşıyorsun?" sorusunu yöneltti. 

"Haftanın terörist panosu var"

58. ve 59. hükümetlerde ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı görevini yürüten Babacan, hükümetin mali politikalarını da eleştirdi. "Enflasyonun suçlusu kendileri değil gibi, yanlış para politikalarının sonucunda hem kur hem enflasyon arttığı halde, sorumlusu Erdoğan ve ortakları olduğu halde hayat pahalılığının suçlusu olarak marketleri gösteriyorlar. 2018'de de kuru soğan depoları basıldı, terörist ilan edildi. Aynı hikayeyi tekrar görüyoruz. Bir terörist bulacaksın, bazen bakkal, bazen BOUN öğrencileri... Haftanın terörist panosu var, ülkenin hiçbir sorununa çözüm bulamıyorlar" dedi.

"Dış politika tek bir kişinin dürtüleriyle yürüyor"

İki liderin gündeminde dış politika da vardı. Davutoğlu dış politikanın bir vizyon ve zihniyet meselesi olduğunu belirterek "Bugün özellikle ABD Trump'tan Biden dönemine geçerken, bütün yatırımını Trump'a yapan bir dış politika anlaşının itibar argümanları olamaz. Avrupa bir gün düşman oluyor, Biden bir gün sohbet edeceği bir muhatap, diğer gün Türkiye'ye her an müdahale eden bir dış mihrak oluyor. Maalesef Türkiye, Erdoğan'ın psikolojisine uygun bir şekilde uluslararası ilişkilerde dalgalı bir seyir takip ediyor.  Kaybeden Türkiye oluyor" eleştirisinde bulundu.

Babacan da Türkiye'nin dış politikasının tek bir kişinin dürtüleriyle yürüdüğü eleştirisi yaparak "Uzmanların saf dışı bırakıldığı, diplomatların önemli ölçüde saf dışı bırakıldığı bir dış ilişkiler seti var. Dış ilişkilerin, iç kamuoyunda elverişli bir şekilde kullanımı söz konusu, düşmanlar teröristler içeride bulunmazsa dışarıda bulunuyor. İç siyasette de 'Vatan elden gidiyor, düşmanımız çok' diyerek içerideki problemlerin üzeri örtülmeye çalışılıyor. Türkiye yalnızlaşmış bir ülke. yoksul, fakir ama mücadele eden bir Türkiye algısı yaratma çabası var. Bunların hiçbirini halkımız hak etmiyor" diye konuştu. 

"Oy vermeyecek küçük gruplar marjinalleştiriliyor"

Babacan ve Davutoğlu, hükümetin Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşanan protestolara yönelik tutumunu ve LGBTİ (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel, İnterseks)  bireylerin marjinalleştirilmesi çabalarını eleştirdi.

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun LGBTİ'lere yönelik tutumunu, "Bu, bir iktidarın vatandaşlarına nasıl baktığıyla ilgili temel bir sorundur. Biz TC vatandaşı olan herkesin hayat tarzını olduğu gibi kabul ediyoruz" diye değerlendirdi. "Hükümetin, kendisine destek gelmeyecek küçük grupları gözüne kestirip marjinalleştirdiğini" söyleyen Babacan, "Ülkedeki toplumsal yapı üzerinde ciddi çatlaklar oluşturuyor. Böyle bir zihniyet ülkenin birlik beraberliğini sağlayamaz. Adeta nefret tohumları ekiyor toplumun farklı kesimleri arasına. 'Bana oy gelmez' dediği kesimleri ötekileştirerek kendisine destek verenleri konsolide etmeye çalışıyor. İktidarın çoğulcu bir demokrasiye inanması lazım. Bunlarınki çoğunlukçu siyaset. Geri kalandan bana ne diyorlar" diye konuştu.  

Davutoğlu da hükümetin tavrının haklı taleplerin gözardı edilmesinin önünü açtığını belirterek "Biz Gelecek Partisi olarak aile değerlerini esas alan bir anlayışa sahibiz ama TC vatandaşları kanun önünde ve bu anlamda anayasa hakları bakımından hepsi birbirine eşittir, görüş beyan etmesi konusunda da baskı altına alınamaz" dedi.

DW/BK,EC

© Deutsche Welle Türkçe

 

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik

Bu konuda daha fazla içerik

Daha fazla içerik göster