1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git
Hukuk ve AdaletTürkiye

Kobani davasında sanıklardan süre kısıtlamasına tepki

30 Mayıs 2022

Aralarında Demirtaş ve Yüksekdağ'ın da bulunduğu 108 sanıklı Kobani davasının 13'üncü grup duruşması başladı. Sanıklar, savunma sürelerinin sınırlandırılmasına tepki gösterdi.

Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü
Kobane davasının duruşmaları Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülüyorFotoğraf: Hilal Köylü/DW

HDP'nin eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile birlikte 21'i tutuklu 108 kişinin kamuoyunda "Kobani olayları" olarak bilinen protesto eylemleri nedeniyle yargılandıkları davanın 13'üncü grup duruşması bugün başladı. Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen duruşmaya HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, HDP'li milletvekilleri ile yöneticilerin yanı sıra EMEP, EHP, TKP ve KESK'ten yetkililer katıldı. Davayı izleyenler arasında sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de yer aldı. 

Buldan: HDP kapatma davası ile bağ kuracaklar

Duruşma öncesi basın açıklaması yapan HDP'li Pervin Buldan, Kürtlerin siyasi arenadan tasfiye edilmek amacıyla bir kumpas davası hazırlandığını öne sürerek, "Bu davanın bir kumpas davası olduğunu biliyoruz ve iddianamesinin Saray'da hazırladığını da biliyoruz" dedi. Kobani davasından çıkacak sonuçla HDP kapatma davası arasında bir bağ kurulacağını da iddia eden Buldan, Kobani olaylarının 2014'te yaşandığını hatırlatarak, buna karşın davanın 2021 yılında açıldığına dikkat çekti. Buldan, "Türkiye'nin siyasi tarihine kara bir leke sürdüler" ifadesini kullandı.

Tuncel: Savunmanı bir günde yap anlayışı kabul edilemez

Ceza İnfaz Kurumu önünde yapılan açıklamanın ardından davayı izlemeye gelenler, duruşma salonuna geçti. Duruşmada sanıklar mahkemenin savunma süresini sınırlamasına tepki gösterdi. Mahkeme heyeti bir önceki duruşmada sanıkların her birine savunmaları için avukatlarıyla birlikte en fazla bir gün süre tanınmasına yönelik bir ara karar almıştı. Sanıklardan DBP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, savunma haklarının kısıtlandığını belirterek, "Savunmanı bir günde yap anlayışı kabul edilemez" dedi. Mahkeme heyetinin üzerinde baskı kurulduğunu iddia eden Tuncel, "Birileri acele edin diyor" ifadesini kullandı. Sanıklardan HDP MYK üyesi Mesut Bağcık da savunma süresinin bir günle kısıtlanmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. Bağcık, "Bu kararın yeniden gözden geçirilmesini istiyorum. Bize evraklar çok geç geldiği ve periyotlar kısa olduğu için çalışmalarımız aksıyor" dedi. Bağcık'ın ardından dinlenen Leyla Güven de çok kötü koşullarda savunma yapmak zorunda kaldıklarını kaydederek, "Savunma hakkımdan hiçbir şekilde feragat etmeyeceğim. Süre ya da içeriğe müdahale edilmeden savunmamı yapacağım" diye konuştu.

Duruşmaya verilen arada DW Türkçe'nin sorularını yanıtlayan HDP'liler de savunma süresinin kısıtlanmasına tepki gösterdi. HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, savunma hakkının kısıtlanamayacağını belirterek, "Savunma hakkını kısıtlamak Anayasa'ya da aykırıdır, Ceza Muhakemesi Kanunu'na (CMK) da aykırıdır. Hiçbir şekilde uygulanamaz" dedi. Kobani davası ile HDP'nin siyaset arenasından tasfiye etmenin amaçlandığını savunan Kerestecioğlu, "Kobani kumpas davasında, yani HDP'ye kapatma davasında altlık yapmak istedikleri davada, bir an önce mahkumiyet kararı vermek istiyorlar" ifadelerini kullandı.

Beştaş: Dava bizim için yok hükmünde

HDP TBMM Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da soruşturmanın 2014 yılında başlatıldığını hatırlatarak, davanın 2018 yılında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın süreci seçim malzemesine dönüştürebilmesi için yeniden canlandırıldığını savundu. Dava ile demokratik siyasetin yargılandığını kaydeden Beştaş, "8'inci yıldayız ve tıpkı Gezi'de olduğu gibi, Kobani'de olduğu gibi, bizim birçok dava dosyasında olduğu gibi mahkemeleri bir seçim çalışması kapsamında kullanan bir yargı aklıyla daha doğrusu iktidar pratiği ile karşı karşıyayız" diye konuştu. Davanın aslında yok hükmünde olduğunu dile getiren Beştaş, "Çünkü bu davaya ilişkin daha önce yargılama başlatılmıştı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bunun kesinlikle suç olmadığını, bunun demokratik bir tepki olduğunu kesin kararıyla ilan etmişti" dedi.

"Türkiye'de böyle bir karar verilmiş değil"

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Ümit Dede de savunma süresinin kısıtlanmasına tepki gösterdi. Davanın 324 klasör ile başladığını ancak gelinen aşamada binlerce dosya klasöre ulaşıldığını belirten Dede, "Böyle bir dosya kapsamında sanıklardan yalnızca bir gün savunma yapmasını istemek, aslında savunma yapmayın demekle aynı şey" ifadesini kullandı. Kararın CMK'ya, Anayasa'ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu ifade eden Dede, "Türkiye'de hiçbir yargılamada böyle bir karar verilmiş değil. Bu mahkeme, bu yönüyle de bir ilke imza atmış oluyor" dedi.

Dava süreci nasıl başlamıştı?

2014 yılında IŞİD'in Kobani'yi kuşatmasının ardından HDP, Türk hükümetinden bölgede insani koridor açılmasını talep etmiş, talebi karşılık bulmayınca HDP Merkez Yürütme Kurulu protesto eylemleri düzenleme çağrısı yapmıştı. HDP'nin çağrısı sonrasında 6,7 ve 8 Ekim tarihlerinde çıkan olaylarda resmi rakamlara göre 37 kişi yaşamını yitirmiş, 326'sı güvenlik görevlisi 761 kişi de yaralanmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayların ardından HDP Merkez Yürütme Kurulu üyeleri hakkında soruşturma başlatmıştı. Savcılığın 30 Aralık 2020 tarihinde hazırladığı iddianame, 7 Ocak 2021 tarihinde Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianame kapsamında sanıklara "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma," "öldürme," "öldürmeye teşebbüs," "yağma", "alıkoyma," "mala zarar verme," "kamu malına zarar verme" gibi suçlamalar yöneltiliyor. Yargılanan isimler hakkında 38'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla birlikte toplamda 19 bini aşkın yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

 

Sonraki bölüme git Bu konuda daha fazla içerik