1. İçeriğe git
  2. Ana menüye git
  3. DW'nin diğer sayfalarına git

Rusya Türkiye'deki seçimlere etki etmek mi istiyor?

3 Ocak 2023

Rusya’nın zaman zaman ABD ve Avrupa ülkelerindeki seçimlere etki ettiğine yönelik iddialar var. Peki, Moskova ardı ardına gelen jestlerle Türkiye'deki seçimlere etki etmeye mi çalışıyor?

Kasachstan Diplomatie l Treffen zwischen Erdogan und Putin
Fotoğraf: Sputnik/Vyacheslav Prokofyev/Pool via REUTERS

Ukrayna savaşının başlamasının ardından Türkiye ile Rusya'nın birbirine daha bağımlı hale gelip gelmediği ve ilişkilerdeki simetrinin son dönemde bozulup bozulmadığı tartışılırken uzmanlara göre Moskova'nın giderek artan jestleri Türkiye'de iktidarın seçimi yeniden kazanması için bir destek olarak da değerlendirilebilir.

Yaklaşık on aydır devam eden Ukrayna savaşı dünyadaki pek çok dengeyi etkiledi, Rusya'ya uygulanan ambargolar ve yaptırımlara BM Güvenlik Konseyi kararı olmadıkça uymama prensibini sürdüren Türkiye de savaştan en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldı.

Ancak öte yandan savaşın başlamasından birkaç ay sonrasında denge politikası izlemeye başlayan Ankara'nın Moskova ile ilişkileri yaz aylarından sonra daha da derinleşti. Rusya'nın attığı Türkiye'nin doğal gaz borcunun ertelenmesi gibi son adımlar bazı çevrelerde sadece dış politika amaçlı görülmeyip yaklaşan seçimlerde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'a destek olarak da yorumlanıyor.

Gazprom'un "durup dururken borç ertelemeyeceğine" dikkat çeken emekli bir Türk diplomat, Rusya'nın ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde seçimlere yaptığı müdahalelerin benzerinin şimdi Türkiye için de yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Rusya jestlerle ne yapmaya çalışıyor?

Peki Rusya, uzmanlar tarafından "jest" olarak yorumlanan bu adımlarla ne yapmayı amaçlıyor? Moskova'nın amacı Batı'ya ve NATO'ya karşı Türkiye'yi kendi yakınında tutmak mı ve bu hedefini seçimlere de etki ederek mi gerçekleştirmek istiyor?

Akkuyu nükleer santralindeki sermaye girişi, tahıl koridoru anlaşması, BOTAŞ'ın borçlarının ertelenmesi, Türkiye'nin "enerji merkezi" yapılma fikri ve Suriye yönetimi ile normalleşme süreci gibi alanlardaki gelişmelerin bir taraftan Rusya'nın Batı'ya karşı Türkiye'yi yakın tutma politikasının bir yansıması olduğu belirtiliyor, diğer taraftan Türkiye'deki seçimleri de etkileyebilecek sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiliyor.

Dış Politika ve Enerji Analisti Aydın Sezer, Ukrayna savaşının başlamasından itibaren ilk birkaç ay Türkiye'nin gerçekten tarafsız olup olmayacağının Moskova tarafından test edildiğini belirterek şöyle konuşuyor:

"Mart sonunda İstanbul'daki Rusya-Ukrayna görüşmeleri ve Batı'nın baskılarına rağmen hava sahasının kapatılmamasıyla Rusya Türkiye'nin bu politikasında kararlı olduğunu anladı. O andan itibaren de Türkiye'deki seçime yönelik ilgisini artırdı. Erdoğan gibi bir liderin Türkiye'nin başında olmasının Ukrayna savaşının ya da Batı'yla olan sorunların uzun süre devam edebileceği düşüncesiyle Rusya'nın çıkarlarına hizmet edeceğini anladı ve bu konuda atılması gereken adımları attı."

Sezer, on aydır süren savaşın Türk ve Rus liderleri birbirine daha da yakınlaştırdığına işaret ederek "Putin açısından elbette ambargolara uymayan bir Türkiye Rusya için dünyaya açılan pencere gibi oldu. Bu çok önemli ve değerli. Erdoğan açısından da seçime giden Türkiye'de iktisadi krizle baş etmek amacıyla yani yaralara merhem olacak, ekonomide geçici bir bahar havası yaşatacak sermaye girişine yönelik adımlar da Türk dış politikasının temel noktası oldu" diyor.

"Türkiye-Rusya yakınlaşması yeni değil"

Peki Türkiye-Rusya ilişkileri Ukrayna savaşından önce nasıldı?

Akademisyen Hande Orhon Özdağ, AKP ile Rusya arasındaki ilişkilerin aslında iktidarın Batı ile ilişkileri çok daha iyiyken bile hayli yakın olduğunu ve bunun unutulduğunu söyleyerek daha da yakınlaşmanın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından başladığını anımsatıyor.

AKP'nin darbe girişimi sırasında kendisini yeterince desteklemeyen Batı'nın yerini fiilen Rusya’nın doldurmasını hedeflediğini ve siyasal desteğe ek olarak giderek ağırlaşan kriz koşullarında ekonomik desteğin de AKP'nin iktidarını sürdürmek için daha önemli hale geldiğini söyleyen Özdağ, şöyle konuşuyor:

"Ukrayna savaşı da AKP'ye ABD ve AB yaptırımlarına katılmadan Rusya'yla ekonomik ilişkileri derinleştirme olanağı verdi ki bu seçim öncesi meşruiyet yitimi artan AKP'nin tam da ihtiyacı olan şeydi. Dolayısıyla evet Putin, AKP yönetimine seçim öncesi ihtiyacı olan iki önemli konuda jest yaptı diyebiliriz: 'Tahıl koridoru' girişimi ile siyasal meşruiyet ve doğal gaz konusunda ekonomik destek."

Bu arada Türkiye'deki muhalefet üyeleri ve bazı ekonomistler Rusya'nın adımlarının seçimlere müdahale anlamı taşıdığını söylerken, uzmanlar ise tanımlamada daha temkinli.

Özdağ bu adımlar için "Rusya'nın Türkiye'de yerini sağlamlaştırmak için AKP’ye verdiği önemli destekler" demeyi tercih ediyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

"Batı ile sorunları olan bir AKP iktidarının sürdürülmesi Karadeniz'de Ukrayna'yla savaşan bir Rusya için çok önemli. Rusya aslında AKP'yi destekleyerek NATO genişlemesini hali hazırda fiilen önlemiş olan Türkiye'nin zor ekonomik koşulları nedeniyle yeniden Batı'ya yanaşmasının da önüne geçmiş oluyor."

Ruslar Türkiye'de kalıcı olmaya başladı

04:13

This browser does not support the video element.

Suriye ile normalleşmenin seçime etkisi ne olabilir?

Rusya'nın 2018'den bu yana Türkiye'ye Suriye yönetimi ile normalleşmesi  için yaptığı çağrılar da bugünlerde yanıt bulmuş durumda. Son olarak savunma bakanlarının yaptığı görüşme 11 yıldır iki ülke arasında yapılan en üst düzey görüşme oldu ve arkasından yeni görüşmelerin gelmesi bekleniyor.

Suriye ile normalleşmede Ankara açısından itici güçlerden birisinin de yine seçim olduğu konuşuluyor.

Sezer'e göre 2023 yılı Suriye konusunda önemli adımların atılacağı bir yıl olacak. Bu adımlardan acil sonuçlar beklenmediğini de söyleyen Sezer, iktidarın seçim süreci boyunca "Suriye konusunda artık biz pozisyonumuzu değiştirdik, Esed gitti Esad geldi, bakın sorunları çözmeye çalışıyoruz. Bunun temelinde de iki yakıcı sorunu çözeceğiz. Bir tanesi PKK-PYD, diğeri de sığınmacıların gidişi" mesajı vereceğini belirtiyor.

Ancak yenilenen Suriye politikasının seçimlere yansıyabilecek bazı maliyetlerinin olmasını da beklediğini söyleyen Sezer, "Ilımlı ılımsız, silahlı silahsız muhalefetin Türkiye-Suriye yakınlaşmasına vereceği tepkinin hiç beklenmedik maliyetleriyle de karşılaşabiliriz. Benim en çok beklediğim terör saldırıları" yorumu yapıyor.

Özdağ da seçim öncesi Suriye ile yakınlaşmadan çok ciddi sonuçlar beklemeyenler arasında. Sembolik bazı adımlar atılabileceğini söyleyen Özdağ, şunları söylüyor:

"Türkiye’nin Suriye'den çekilmesi Esad'ın kazanımı olur. MHP ile ittifak halindeki AKP hükümeti seçim öncesinde Suriye'den çekilebilir mi? Bu sandığa nasıl yansır? Birkaç bin mültecinin Suriye'ye dönmesi belki sağlanır. Ama Suriye meselesinde dengeler çok karışık ve seçim öncesi tam normalleşme beklemek çok zor görünüyor."

Tahıl koridoru anlaşması Türkiye'nin ev sahipliğinde Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında İstanbul'da imzalanmıştı.Fotoğraf: Umit Bektas/REUTERS

Rusya'dan seçimlere bakış nasıl?

Türkiye ile Rusya arasında atılan adımlar Türkiye'de farklı açılardan yorumlanırken Rusya'nın seçimlere ve olası sonuçlarına bakışı da merak ediliyor.

Rusya'da çalışmalarını sürdüren Siyaset Bilimci ve Rusya Uzmanı Ümit Nazmi Hazır, Rus resmi makamlarının şu ana kadar genel prensip gereği Türkiye'deki seçimle ilgili bir açıklama yapmadığını belirterek buna karşılık kamuoyundaki genel tutumun Erdoğan ile yola devam etmenin daha olumlu olacağı yönünde olduğunu söylüyor.

Hazır bunun nedenleri ise şöyle sıralıyor:

"Putin ile Erdoğan arasında 20 yıllık bir ilişki var, iki taraf birbirini tanıyor ve doğrudan iletişim kurabiliyor. Rusya açısından bakıldığında Erdoğan'ın iktidarda olması bazı kolaylıklar da sağlıyor. Mesela birincisi muhatap olunan tek bir kişi var. Yani Türkiye ile politikasını doğrudan Erdoğan ile belirleyebiliyor. Muhalefetin seçimi kazanması durumunda ise çok fazla aktörle Rusya'nın ikili ilişkileri ve Türkiye'yi yönlendirme kapasitesi azalmış olacak."

Buna ek olarak iki ülke arasındaki yatırımların devamı açısından da Erdoğan iktidarının sürmesine olumlu bakıldığını söyleyen Hazır, buna karşılık genel tutumu yansıtmayan bazı yorumcuların ise Erdoğan'a eski Sovyet cumhuriyetlerinde daha proaktif bir politika izleyebileceği düşüncesiyle güven duymadığını belirtiyor.

Gülsen Solaker Dış politika ve iç siyasi gelişmeler ağırlıklı olarak 1997’den beri çalışan gazeteci.